May
“Sendikalar küreselleşme yolunda
“Sendikalar küreselleşme yolunda
Aksaray’da yaklaşık 6000 vatandaş içme suyundan zehirlendi. Olayın ilk patlak verdiği anda sevgili yöneticilerimiz yukarıdaki fotografta olduğu gibi “Suda problem yok, bakın ben içiyorum” diyerek sudan içip halkın içini rahatlatmaya çalıştı. Ama işte sonradan öğrenildi ki gerçekler çok farklı.
Yıllar önce de bir bakan şarbonlu mektuplar için ; “Aldığım zarfın içinde şarbon olursa ve elime bulaşırsa, elimi sabunla yıkarım geçer.” demişti.
Sevgili ülkemde vatandaşın sağlık durumu; yöneticilerimiz için işte bu kadar önemsiz. Bu kadar yüzeysel. Nasıl güveneceğiz bilmem artık…
Şansa yaşıyoruz…
“Londra Zooloji Derneği ile Dünya Doğal Hayat Fonu’nun yürüttüğü ortak çalışmada, son 35 yılda yeryüzündeki canlı türlerinin neredeyse üçte birinin yok olduğu sonucuna varıldı.”(BBC-Türkiye)
Her 3 canlıdan 1′inin yok olması haberini okuduğumda boğazımda bir düğümlenme oldu. Yüzyıllarca kıyamet olgusu üzerine tartışmalar oladursun bundan daha feci bir tablo olabilir mi ? Milyonlarca yılda oluşan dünya ve üzerindeki canlılar son 35 yılda bu kadar azalsın.
Tabiki bunun baş aktörleri bizleriz ve bizim bitmek tükenmek bilmeyen hırs ve ihtiraslarımız.
Nükleer deneyler yapmaya devam edelim. Korksun diğer ülkeler bizimkinden. Hiroşimayı unutmayalım. Gurur duyalım. Güçlüyüz biz diyelim. Deney yaptığımız yerdeki canlılar kimin umrunda…
Siyanürle altınlar çıkaralım aşağılık boyunlarımıza, kollarımıza kölelik zincirleri takmak için…
Dökelim her nevi kimyevi atıklarımızı göllere, ırmaklara. Su alır götürür diyelim. Tıpkı aklımızın, insanlığımızın alınıp gittiği gibi…
Yok edelim herşeyi. Bizden başkası önemli olmasın. Devam edelim de bitsin hayatımız bir an önce.
Kurtulalım…
BBC’nin haberine göre Napoli’de son iki gecedir yerel halk çingenelere saldırıyormuş. Sebep olarak 16 yaşında çingene bir kızın bir bebeği kaçırmaya çalışırken yakalanmasıymış.
Bizim memlekete mi özendiler anlayamadım. Sanırım Napolilerin yaptığı tamamen içgüdüsel. Dağdan gelene bağdakini kovma şansı vermek istemiyor.
Ah İstanbul ah… Koruyamadık, kaybettik seni.
“Gelir vergisi beyannamelerine göre, iş adamları ile doktor, avukat ve mimar gibi serbest erbabı ve rant geliri olanlar, 81 ilde ‘yoksulluk’, 63 ilde ise ‘açlık sınırının’ altında bir yaşam sürüyor. 43 ilde beyan edilen gelirler, asgari ücrete de yetişemiyor.” Hürriyet 11 Mayıs 2008
Ne kadar üzücü değil mi? İnsanın çıkarıp para veresi geliyor. Hani bizim Mercedeslere, BMWlere binen iş adamlarımızın, doktorlarımızın, avukatlarımızın vb. gibi meğerse evinde yiyecek parası yokmuş. Hay Allah, ben de sandım ki iyi para kazanıyorlar.
Yanılmışım…
Tebrikler hepsine alınlarından teker teker öpüyorum. Vatan karnı açken bile vergisini böyle veren vatandaşları sayesinde dimdik ayakta evvelallah.
Şaka bir yana;
Ülkedeki okumuş insanların da ülkenin geleceğini düşünmemeye başlaması üzücü olduğu kadar da kaygı verici. Demek ki ülkemin geleceğinden ümidi kesmişler, kendi geleceklerinin derdine düşmüşler.