Haz
3 adet Mayıs 1968 e ait Fransız afiş. İnternet denen ummanda kürek çekerken karşılaştım. Hoşuma gittiler paylaşmak istedim.
3 adet Mayıs 1968 e ait Fransız afiş. İnternet denen ummanda kürek çekerken karşılaştım. Hoşuma gittiler paylaşmak istedim.
Birleşmiş Milletler, Somali nüfusunun yarısının yetersiz beslenme tehdidiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu. Ülkede en az 2,5 milyon kişi acil yardıma muhtaç. BM İnsani Faaliyetler Bürosu’nun Başkanı Mark Bowden, bu durumun büyük ölçüde gıda fiyatlarındaki artıştan kaynaklandığını vurguladı. Bowden, 2,5 milyon kişinin acil yardıma muhtaç olduğunu, bir milyon kişinin de risk altında olduğunu açıkladı. Somali, yıllardır şiddetin gölgesinde yaşayan bir ülke. Ancak karnını doyurabilmek, son zamanlarda daha can yakıcı bir sorun haline geldi Somalililer için. Zira kuraklık Somali’de tarıma darbe vururken, yükselen fiyatlar da gıda ithalatını zora soktu. Ocak ayında, Somali’de acil gıda yardımına muhtaç olanların sayısı 1 milyon 800 bindi. Aradan geçen altı ayda ise bu sayı iki buçuk milyonu buldu. Önümüzdeki birkaç ayda ise, gıda yardımına muhtaç olanların sayısının tırmanmaya devam ederek, üç buçuk milyona dayanması bekleniyor, ki bu sayı Somali nüfusunun neredeyse yarısı demek.
Bu tabloyu ortaya çıkaran birkaç unsur var. Birleşmiş Milletler’in Somali’deki insani yardım faaliyetlerinin sorumlusu Mark Boden, bunları şöyle sıralıyor.
”Somali üç yıldır kuraklıkla boğuşuyor. Bu insanların gıda stoklarını azalttı ve onları yardıma muhtaç hale getirdi. Ayrıca gıda fiyatlarındaki artıştan, dünyanın diğer bölgelerindeki insanlardan çok daha kötü etkilendiler.”
”Çünkü Somali gıda ihtiyacının yüzde 80′ini dışarıdan karşılıyor. Bunun dışında milli para birimi de çöktü. Ve tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de, güvenlik sorunu var. Güvenlik nedeniyle 1 milyon kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı ki, bu mevcut koşulları daha da zorlaştıran bir durum.”
Bu haber bugun BBC-Türkiye’de yayınlandı. Aklıma 8 Mayıs’ta yayınlanan başka bir haber geldi;
İngiltere’de 7 milyon ton israf
Dünya genelinde gıda arzı sıkıntısı yaşanırken, İngiltere’nin her yıl yaklaşık yedi milyon ton yiyeceği çöpe attığı belirtildi.
İnsanlara alışverişe çıkmadan önce liste hazırlamaları öğütleniyor.
İngiltere’de atık araştırmaları yapan bir kurum tarafından hükümet için hazırlanan çalışma, çöpe atılan yiyeceklerin değerinin yılda 20 milyar doları bulduğunu ortaya koyuyor.
Yiyeceklerin büyük bölümünün paketlerinden dahi çıkarılmamış, el değmemiş durumda oldukları belirtiliyor.
Kurum her üç alışveriş torbasından birinin çöpe gittiğini, çöpe atılan yiyecekler arasında milyonlarca taze meyve, sebze, unlu fırın mamulleri ve hazır yemeklerin bulunduğunu, bunların çoğunun tarihinin dahi geçmediğini, yenilebilir durumda olduklarını ifade ediyor.
Şaka gibi ama gerçek. İki ayrı ülke iki ayrı yaşam biçimi.
Biri yıllarca sömürülmüş, kaynakları bittikten sonra da dışa muhtaç edilmiş ki halen etnik çatışmalar, türlü türlü oyunlar oynanmakta. Çatışmalar yüzünden 1 milyon kişi evini terk etmek durumda kalmış. Bir yandan kaos, bir yandan açlık…
Biri yıllarca sömürmüş, dünyanın kanını emmiş, gittiği her yerde kaynakları tüketmiş, tabiri caizse semirmiş. Ne kadar sömürdüyse ülkeleri yukarıdaki rakamlar etkilemiyor bile ekonomisini.
Bir kişi açlıktan ölürken diğerinin yiyeceğinin kabını bile açmadan çöpe atması hangi dine hangi ideolojiye hangi insanlığa sığar. Tek kişi yapsa bu yiyecekleri çöpe atma hadisesini bizim siyasiler gibi münferit efendim deyip görmezden geleceğim ama koca koca ülkelerdeki genel durum bu.
El bağlı, ağız bağlı, göz görüyor. Görmek ve elden birşey gelmemesi…
Yazık.
Matkap operasyonu iddianamesinde çete lideri ile milletvekilleri arasındaki telefon görüşmeleri açıklanmış ve AKP’li milletvekilinin çete liderine “sayın” diye hitap ederek “Sen vatanını seven mafyasın” dediği ortaya çıkmış.
“atını seven kovboy” demek geldi içimden. Tamamen serbest çağrışım. Yıllar önce de sevgili devlet büyüklerimizden kurşun atan - yiyen gibisinden mafyayı öven açıklamalar gelmişti.
Nasıl bir çelişkidir bu ? Anlarım da dillendiremem. Bilirim de söyleyemem… Aslında herkes neyin ne olduğunu bilir de susar söyleyemez.
Mafya denilen örgütlenme devletin olmadığı, yetersiz kaldığı yerde kuralları(kendi işlerine geldiği şekilde) belirlemek için oluşan illegal bir örgütlenmedir. Devletin herhangi bir görevlisi ki üst düzeyde bir milletvekilinin mafyaya sayın diye hitap etmesi onun meşruluğunu tanımak anlamına gelir. Yani sevgili milletvekilimiz kendilerinin acizliğini ortaya koymuş ve biz beceremedik sayın mafya siz kuralları koyun demiş. Bunu da Vatan Sevgisi, Millet Sevgisi ile taçlandırmış, örtmeye çalışmış.
Yıllarca Vatan Sevgisi Millet Sevgisi diye diye çanak tuttular mafyaya ki bu da onlardan biri.
Yazık çok yazık.
Son not olarak; AKP genel başkanı terorist elebaşına “sayın” diye hitap etmişti. Sevgili AKPlilerde sayın diye hitap etmek revaçta galiba…
Şaka gibi ne yorum yapsam karar veremedim. Bir kişi bile işini doğru yapsa ya keşke. Daha fazla yorum yapmadan salla başı al maaşı hikayesinin özetini aşağıda sunuyorum;
Bakanlar, Başbakan ve Cumhurbaşkanı dahil yüzlerce kişinin önünden
geçen TOBB Yasası’nda ‘olmamak’ın ‘ma’sı unutuldu: Genel sekreterlik
için hırsızlık ve rüşvetten mahkûm olmak şart!
Adalet Bakanlığı Kanunlar Kararlar Genel Müdürlüğü’nden çıkıp
Resmi Gazete’de yayımlanana kadar 10 aşamada bürokratlar, Adalet
Bakanı, Bakanlar Kurulu, Başbakan, milletvekilleri ve Cumhurbaşkanı
tarafından denetlenen bir kanun metninde ‘Olmamak’ sözcüğü olumsuzluk
eki ‘ma’ unutulunca ‘olmak’ şeklinde yazıldı. Bu tapaj (yazım) hatası
da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne (TOBB) bağlı oda ve borsalarda
genel sekreter olmak için ‘azılı suçlu’ olma koşuluna dönüştü.
Oda ve borsa genel sekreterlerinde aranacak nitelikleri
düzenleyen ve ‘Genel sekreterin aşağıda belirtilen nitelikleri haiz
olması gerekir’ diye başlayan madde;
“(d)TCK’nın 53′üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile;
kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da
devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin
işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına
karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık,
dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas,
ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan
kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık, vergi
kaçakçılığı veya haksız mal edinme suçlarından hapis cezasına mahkûm
olanlar.”
Ne sevinmeyi biliriz, ne de üzülmeyi. Herşeyi abartılı yaşamakta üstümüze yok. Milli Takım bugün yendi. Çok güzel maçtı. Çok gayretliydi çocuklar. Çeyrek finale çıktılar.
Ama…
Ne gerek var silaha sarılıp havaya ateş açmaya?
Kaç kişi hayatını kaybetti kaza kurşunlarında…
Zaten silaha sahip olmak gereksizken, bu tür saçmalıklara ne gerek var?
Yenmesin Milli Takım gelmesin başarı. Ta ki biz adam gibi sevinmeyi öğrenene kadar…