19
Haz

Radikal’in haberine göre;

Tuzla’da onlarca insan yaşamını yitirdikten sonra, “Ölmek istemiyoruz” diyerek sadece bir günlüğüne yapılan greve katılan Niyazi Tepeli adlı tersane işçisi anında işten çıkartıldı.

Tuzla’da grev komitesinde de yer alan Niyazi Tepeli adlı işçi, ‘işyerinde grevi örgütlediği’ için atıldığını savunup tersane önünde oturma eylemi başlatırken, işyerinin sahibi olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İlçe Başkanı Hasan Uzunyayla ise Tepeli’nin ‘huzursuzluk’ çıkardığı için işten çıkarıldığını söyledi.

İlk etapta iki açıklanma da tam tersini gösteriyor gibi geliyor ama aslında işveren ile çalışan gayet aynı şeyleri söylüyor. Sayın Uzunyayla işyerinde grev olmasını huzursuzluk olarak görmüş olabilir. E kolay değil tabi onca gürültü, iş bırakma hadisesi, davullu zurnalı halaylar. Bunlar para kazanmayı sekteye uğratan huzursuzluk verici işler. Nasıl olsa kontrol eden yok, basayım tekmeyi onu görenlerde benim işyerimde bir şey örgütleyeceği zaman iki kere düşünsün, başım ağrımasın, oh ne rahat, lüküs hayat.

Sosyal demokrat geçinen ana muhalefet partisinin yönetim kadrosunda bu zihniyetli yöneticiler olduğu sürece daha çok bekler halkım çalışma hayatındaki hakkı hukuku. Rahmetli Kemal Sunal’ın bir filminde dediği gibi “onlar sendikalıysa bende Harran’lıyım” misali sendikalaşmaya bu kadar yabancı oluruz. Hakkımızı aradığımızı zanneder, ama hiçbir hakka sahip olamayız.

Gerçi Türkiye’deki sosyal demokrat anlayışı da çok enteresandır. İstisnalar tabiki kaideyi bozmaz ama genelleme bakidir her daim. Bütün gün sosyal demokrasiden bahsedip kendince devrimler yapan, fırtınalar estiren bir sosyal demokrat evine gittiğinde hiç de demoktasi ile alakası olmayan hal tutum içine girebiliyor. Standart sorunumuz işte…

Yüzeysellik…

Eski bir tabirle sabun köpüğü…

Yüzeysellik neden / nereden bu toplumun üstüne yapıştı kaldı ?

Cevaplar belli ama bunu ayrı bir yazı konusu yapmak lazım… konu üzerine bir iki tane cümle yazayım bakalım kulağınıza tanıdık gelecek mi…

“Yollar yürüye yürüye aşınmaz”, “Benim memurum işini bilir”, “Dün dündür Bugün bugündür”…

23
Mar

Bir arkadaşım haklılığın azlığı yada çokluğu olur mu dedi. Düşündüm haklı haklıdır, haksızda haksız. Azlık yada çokluk haklılıkta ölçüt olamaz ki. Dedim helal olsun arkadaşıma “çok haklı“.