04
Kas

“Fransa hükümeti, işverenleri ekonomik krizi bahane ederek işten adam çıkarmakla suçladı. Fransa Çalışma Bakanı Laurent Wauquiez’e göre bazı şirketler, faaliyetlerini yurt dışına kaydırmak ya da iyi bir sebep olmadan işten adam çıkarmak için krizi kullanıyor.

BBC-Türkiye’den alıntıdır.

Kulağa pek de yabancı gelmedi bu haber. Bilişim sektöründe çalışanlar iyi bilir bu konuyu. 2000′li yıllardan beridir hep bir kriz bahanesi mevcuttur ve şirketler belirli periyotlarla eleman çıkarmaktalar. Türkiyenin en büyük servis sağlıyıcılarından birinde çalışırken 4 kez toplu işten çıkarma vakası yaşadım, gördüm…

Ne de olsa az kişi, çok iş, daha az masraf. Giden gider, kalan da psikolojik baskı olur, aynı şartlar ile daha çok iş yapmaya mecbur bırakılır.

Sendika olmayınca böyle olur.

Şu an yaşamakta olduğumuz global kriz sebebi ile kim bilir kaç meslekdaşım işten çıkarıldı…

Dünya düzeni böyle kurulmuş, ne gelir ki elden…

12
Ağu

Yıllardır bilişim sektöründe çalışanlara ait sendika olmamasından dem vururdum. Bu sektörde çalışan bizlerin hakkını savunacak bir oluşumun olması gerekliliğini düşüdüm durdum. Hatta bir ara ciddi araştırmalar yapıp sendika kurmanın şartlarını dahi öğrendim. Gerçi sendikalaşamamızın nedenlerinden biri aldığımız iyi para ve haklardı. Ama artık kurallar değişti. Eskisi gibi para ve haklar verilmiyor bilakis verilen haklar geri bile alınmaya başlanmış durumda. Bu da bireysel olarak kötü haber olsa da toplu düşünme ve hareket etme gerekliliği açısından iyi bir haber.

Bir iyi haber de IBM-Türk’ten geldi. Cumhuriyet Gazetesinin haberine göre çalışanlar arasındaki gelir farklılıkları, hak istemleri gibi konularda toplu hareket etme yoluna gidilmiş hatta sendika çalışmaları başlamış. Firma ile mahkemelik bile olmuşlar ve halen mahkemeleri devam etmekteymiş. Kulağa çok hoş gelen bir eylem planı içindelermiş. Second Life oyunu platformunda yer kiralayıp, karakterler oluşturup sanal grev yapacaklarmış. Bilişim çalışanlarına uygun yenilikçi bir hareket olmuş. ( Ayrıntılar için;  http://bilisimsendikasi.org/ )

Teknoloji geliştikçe enterasan gelişmelere şahit olabiliyoruz.

Gelecek şaşırtıcı yeniliklere gebe…

Bir heyecan var içimde…

19
Haz

Radikal’in haberine göre;

Tuzla’da onlarca insan yaşamını yitirdikten sonra, “Ölmek istemiyoruz” diyerek sadece bir günlüğüne yapılan greve katılan Niyazi Tepeli adlı tersane işçisi anında işten çıkartıldı.

Tuzla’da grev komitesinde de yer alan Niyazi Tepeli adlı işçi, ‘işyerinde grevi örgütlediği’ için atıldığını savunup tersane önünde oturma eylemi başlatırken, işyerinin sahibi olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İlçe Başkanı Hasan Uzunyayla ise Tepeli’nin ‘huzursuzluk’ çıkardığı için işten çıkarıldığını söyledi.

İlk etapta iki açıklanma da tam tersini gösteriyor gibi geliyor ama aslında işveren ile çalışan gayet aynı şeyleri söylüyor. Sayın Uzunyayla işyerinde grev olmasını huzursuzluk olarak görmüş olabilir. E kolay değil tabi onca gürültü, iş bırakma hadisesi, davullu zurnalı halaylar. Bunlar para kazanmayı sekteye uğratan huzursuzluk verici işler. Nasıl olsa kontrol eden yok, basayım tekmeyi onu görenlerde benim işyerimde bir şey örgütleyeceği zaman iki kere düşünsün, başım ağrımasın, oh ne rahat, lüküs hayat.

Sosyal demokrat geçinen ana muhalefet partisinin yönetim kadrosunda bu zihniyetli yöneticiler olduğu sürece daha çok bekler halkım çalışma hayatındaki hakkı hukuku. Rahmetli Kemal Sunal’ın bir filminde dediği gibi “onlar sendikalıysa bende Harran’lıyım” misali sendikalaşmaya bu kadar yabancı oluruz. Hakkımızı aradığımızı zanneder, ama hiçbir hakka sahip olamayız.

Gerçi Türkiye’deki sosyal demokrat anlayışı da çok enteresandır. İstisnalar tabiki kaideyi bozmaz ama genelleme bakidir her daim. Bütün gün sosyal demokrasiden bahsedip kendince devrimler yapan, fırtınalar estiren bir sosyal demokrat evine gittiğinde hiç de demoktasi ile alakası olmayan hal tutum içine girebiliyor. Standart sorunumuz işte…

Yüzeysellik…

Eski bir tabirle sabun köpüğü…

Yüzeysellik neden / nereden bu toplumun üstüne yapıştı kaldı ?

Cevaplar belli ama bunu ayrı bir yazı konusu yapmak lazım… konu üzerine bir iki tane cümle yazayım bakalım kulağınıza tanıdık gelecek mi…

“Yollar yürüye yürüye aşınmaz”, “Benim memurum işini bilir”, “Dün dündür Bugün bugündür”…

26
May

Sendikalar küreselleşme yolunda

İngiltere’nin en büyük işçi sendikası UNITE’ın Amerikan Çelik İşçileri Sendikası USW ile birleşmenin eşiğinde olduğu belirtiliyor. (BBC-Türkiye)”

Uluslararası firmalara karşı etkili olabilmek için birleşme fikri gayet iyi. Firmalar küreselleşip devleşirken, işçilerin organize olması kaçınılmazdı. Paralel büyüme belki yoksulluğa tam gaz gidiş ivmesini bir nebze yavaşlatabilir. En azından su testisi su yolunda kırılır. Mücadele etmeden kimseye durduk yere hak verilmez.

Gelelim güzel ülkeme. Bizimkiler daha ülke içinde bir araya gelmeyi beceremiyorlar. 80′de yenilen sopa bizim işçi, öğrenci, bilimum sivil toplum örgütlenmelerimizi dağıttı. Hani dayağı yedik ama bari devamında ayağa kalkabilseydik. Olmadı, beceremedik.

Yazık…